GÜNCEL

Kadın Hakları Günü Selçuk'ta Kutlandı

/Kadın Hakları Günü Selçuk
  

Tarih: 05 Aralık 2018 Çarşamba 16:30

Bu haber 631 defa okundu

Kadına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 84. yıldönümünde CHP Selçuk İlçe Örgütü Atatürk Anıtı önünde bir araya geldiler. Kutlama töreninde CHP Selçuk Kadın Kolları Atatürk Anıtına çelenk sunumu yaptı. Burada bir de açıklama yapan CHP Selçuk Kadın Kolları Başkanı Güliz Erguvan Gödeş, kadın haklarına vurgu yaptı.

CHP Selçuk Kadın Kolları Başkanı Güliz Erguvan Gödeş'in 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile ilgili yaptığı konuşma şu şekilde;

Bugün 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü... Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 84'üncü yıl dönümü...Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı Fransa ve İtalya'dan 11, Romanya'dan 12, Bulgaristan'dan 13, Belçika'dan 14, İsviçre'den 36 yıl önce verildi. 5 Aralık 1934’te kadınların siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkı için harekete geçildi ve seçim kanununda yapılan değişiklikle kadınlar en doğal haklarına kavuştular. Kadınların siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkını elde etmesi; toplumsal hayatta gerçekleşen devrimlerin en önemlilerinden birisi oldu. 1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma, ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934'de anayasa ve seçim kanununda yapılan yasa değişikliği ile tanındı. Kadınların belediye seçimlerinde seçme ve aday olma hakkı 3 Nisan 1930’da Belediye Kanunu’nun kabul edilmesiyle tanındı. Kadınlar siyasal haklarını ilk kez 1930 yılındaki Belediye seçimlerinde kullandılar. Seçimler, Eylül başından Ekim'in 20'sine kadar sürdü. Şehir meclislerine girebilen kadınlar arasında İzmir seçimlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası'nın (CHF) iki kadın adayı olan Hasane Nalan ve Benal Nevzat ile İstanbul seçimlerinde CHF adayı olan Rana Sani Yaver (Eminönü), Seniye İsmail Hanım (Beykoz), Ayşe Remzi Hanım (Beyoğlu), Nakiye (Beyoğlu), Latife Bekir (Beyoğlu) vardı. Anayasanın 10. ve 11. maddeleri değiştirilerek her kadına 22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkı verildi. Bu anayasa değişiklikleri çerçevesinde İntibah-ı Mebusan Kanunu'nda (Milletvekili Seçimi Kanunu) 11 Aralık 1934'de yapılan değişiklikler sonucu anayasada tanınan haklar seçim kanunuyla da düzenlendi. Kadınların ilk kez oy kullandığı ve aday olabildiği TBMM beşinci dönem seçimleri 8 Şubat 1935’te yapıldı. 17 kadın milletvekili ilk kez TBMM’ye girdi. Ara seçimlerde bu sayı 18’e ulaştı. Böylece kadınlar TBMM'deki tüm milletvekillerinin (400) yüzde 4,5'ini oluşturdular. Bu oran, Cumhuriyet tarihinde kadınların TBMM'de en yüksek temsil oranlarından birisiydi. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı Türkiye'de 84 yıl önce verildi ancak kadınların bu hakkı ne ölçüde ve özgürce kullanabildikleri hep tartışma konusu oldu. On yıllarca sağcı, gerici, muhafazakâr iktidarların cenderesinde ve patronların egemenliğinde kalan Türkiye'de kadınlar kitlesel olarak toplumsal ve siyasal hayatın dışında bırakıldı. Kadına yönelen şiddet, kadın cinayetleri, kadının ucuz iş gücü olarak görülmesi, kadın emeğinin ve bedeninin sömürülmesi gibi sorunları yaşayan Türkiye'de kadınlar, 84 yıl önce verilen seçme ve seçilme hakkını özgürce kullanamadılar. Kadınların bu hakkı özgürce ve gerçekten kullanabilmeleri ise yine bir mücadelenin konusu olarak kendini dayatıyor. Çünkü Meclis'te ve yerel yönetimlerde cinsiyet üzerinden değerlendiren temsiliyet ciddi tuzaklar barındırıyor. Türkiye nesnelliğinde evlenecekleri eşlerini bile seçme konusunda kadınların önemli bölümünün özgür olamadığı ülkemizde, kadınlara yoksulluğu bir kader olarak dayatmaya çalışan sermaye partileri hüküm sürüyor. Bu durum, kadınların önüne büyük engeller çıkarıyor. Cumhuriyetin tüm kazanımlarını yıllar içerisinde çeşitli yöntemlerle silip süpüren patronlar iktidarı ve patron partileri, kadına seçme ve seçilme hakkının da içini boşaltarak, bu hakkı kadınların özgürce kullanamadığı bir noktaya gerilettiler. Özellikle son 15 yılda sermaye gruplarının ve tarikatların desteğiyle Türkiye'nin tüm ilerici birikimine saldıran AKP iktidarı, kadınların toplumsal, siyasal, sosyal, kültürel yaşamdaki varlığını daha da görünmez hale getirdi. Oysa Türkiye'nin emekçi kadınları, gecelerinde aç yatmadıkları, gündüzlerinde sömürülmedikleri bir düzeni arıyor. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetin ilanından 9 ay önce, “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse sosyal toplum felçlidir” sözleriyle kadının toplumdaki yerini tanımlamıştır. Cumhuriyetimizin kurucusunun bu çağdaş görüşü bugün de bizlere ışık tutmaktadır.

UYARI:Selçuk Postası haber portalında yayınlanan ve içeriği Selçuk Postası editörleri tarafından hazırlanan haber, duyuru vb gibi metin ve görseller izinsiz olarak kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda hukuki yaptırımlara başvurulacaktır.
Yorumlar
UYARI: Yorum yapan kullanıcılarımız site kullanım koşullarını kabul etmiş sayılır.Kullanım koşullarını görmek için tıklayınız.
Adınız  
Yorumunuz  
SİTE İÇİ ARAMA

HAVA DURUMU