Deniz Mertkan Gezgin

Görünüyorum, Görülüyorum, Öyleyse Varım!

  

Tarih: 09 Şubat 2020 17:27

Bu yazı 489 defa okundu

Merhaba güzel şehrimiz Selçuk'un güzel insanları ve Selçuk Postası okurları. Bu sayıda Trakya Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalıştığımdan dolayı öğrenciler üzerindeki gözlemlerim, analizlerim ve araştırmalarımın sonucunda ortaya çıkan yeni bir olgudan bahsedeceğim. Bu yüzden öğrencilerin derslerde, okul içinde ve dışında akıllı telefonları ile sosyal ağ sitelerinde (sosyal medya demiyorum çünkü sosyal medya daha geniş bir kavram) sergiledikleri davranışlar üzerinde iz sürmeye başladım. Herkes şu an diyebilir ki: “Hocam artık akıllı telefonu ve sosyal ağ hesabı olmayan mı var? Ve herkes hayatına bunu eklemiş durumda”. Fakat benim anlatmak istediğim durum biraz daha farklı. Gelin hep beraber bu yazının yolculuğuna çıkalım.

İnternet ve sosyal ağların kullanımın yaygınlaşması ve akıllı telefonların da bu ikiliyi ihtiva etmesi ile artık dünya sanki cebimizde. Her bilgiye anında erişebiliyoruz, her an her yerden ebeveynlerimiz, arkadaşlarımız ile iletişime geçebiliyoruz, etkinlikleri takip edebeiliyoruz, oyun oynayabiliyoruz, boş zamanlarımızı doldurabiliyoruz, alışveriş yapabiliyoruz, e-posta kontrol edebiliyoruz, ders çalışıyoruz vb. ve bu durumları daha da çeşitlendirebiliriz. Özellikle teknoloji doğumlu diyebileceğimiz (Teknolojik çağa doğan “Z kuşağı” başka bir ifade ile “dijital yerli” demek istiyorum) genç bireyler bu saydıklarımı yoğun olarak yapmaktadırlar. Onlar için sosyal ağ ortamları ve akıllı telefonlar bir statü belirtisi, hatta biraz daha ileri gideyim akıllı teelfonları ile duygusal bir bağ kuranlar bile var (“Akıllı telefon ve sosyal ağlar olmadan asla!” diyenlerden bahsediyorum). Ben de işim gereği gençler ile beraber çalışmaktayım ve gözlemlerim sonucunda derslerde devamlı öz çekim(selfie) yapan, boynu devamlı önüne eğik (ileriki zamanlarda boyun fıtığı olmalarından korkarım hep) sosyal ağ hesaplarını kontrol eden, arkadaşlarının hesaplarını ve ne yaptıklarını takip eden, derse konsantre olamayan, akıllı telefon ekranı karşısında bazen yüzü gülen bazen karamsar olan öğrencilerimi gözlemlemekteyim. Tabii ki hepsi bu durumda değil bunu da belirtmek isterim. Gözlemlerim sonucunda onların okul dışında ve içinde yolda aynı davranışları sergilediklerini gördüm. Bu öğrenci arkadaşlarımın, günlerinin büyük bir kısmını sosyal ağ sitelerinde bilgi paylaşmakta, gündemi izlemekle, arkadaşlarının durumlarını izlemekte ve kendilerinin durumlarını güncellemekle geçirdikleri sonucunu çıkardım. Ben öğrencilerim ile arkadaş gibi ilişki kurmayı seven bir akademisyenim, onları bir birey olarak görürüm her zaman. Bu bağlamda sohbetlerimiz sırasında “Gün içersinde uzun saatlerce sosyal ağlarda takılıyoruz”, “Beğeni(Like) almadan ben de atmam hocam” , “ Kaç beğeni geldi bu önemli hocam” ve “Arkadaşlarım nerede, ne paylaşıyor, neredeler bu beni meraklandırır, görmezsem bilmezsem çatlarım.” gibi cümleler kurdular. Ben de bu cümlelerden aldığım kelimelerle geçtim bilgisayarımın başına ve akademik makaleleri incelemeye başladım ki bir kelime ile karşılaştım : “FOMO”.

Peki, nedir bu FOMO? diye incelediğimde olanlar oldu. Bazı taşlar yerine oturmaya başladı. Şöyle efendim, açılımı İngilizcede "Fear of Missing Out" yani, gelişmeleri kaçırma korkusu olarak tanımlanmaktadır. Biraz daha irdelemek gerekirse; sanal ortamlardaki günlük gelişmeleri, etkileşimleri kaçırma korkusu ve yeni bir bağımlılık türü olarak düşünülmektedir. Sosyal ağ sitelerinin yoğun kullanımının da tetikleyicisi olduğu ortaya atılmış durumda. FOMO, Z kuşağında daha sık görülmektedir. Bunun sebebi olarak her şeyi kolay elde eden, özgürlüğe tutkulu olan, hayatın zorluklarını çekmemiş, her şeyi kolay elde etmiş bir kuşak olması ile bağlantı kurulmaktadır. Z kuşağı bireyleri, sanal ağ ortamlarını zevk ve ilgi alanı olarak seçiyorlar. Ayrıca erkekler, kadınlara nazaran FOMO riskini daha fazla taşıdıkları rapor edilmektedir.

FOMO’dan muzdarip olan bireyler üzerinde belirtiler incelendiğinde genellikle yalnız olan bu bireylerin daha çok sosyal ağlar ile zaman geçirmeleri ile yalnızlıkları daha da artmaktadır. Arkadaşlarının, kendilerinden daha iyi bir hayat deneyimi geçirdikleri düşüncesi, paylaşımlarına yeteri kadar beğeni alamamak ve gelişmeleri kaçırma korkusu ile yoğun olarak akıllı telefonları ile sosyal ağ hesaplarını kontrol ederler. Bu durum ilerlediğinde korku ve kaygı düzeyleri bir şeyleri kaçırdıklarını hissetmekteden dolayı artar, normal yaşamlarına devam etmekte zorlanırlar. Hatta işim gereği öğrencilerimin bazılarının derslerde konsantre olamadıklarını, serbest zaman ve uygulamalarda ders çalışırken devamlı dersi kesip akıllı telefonlarına baktıkları için akademik hayatlarının da olumsuz etkilendiğini görmekteyim. FOMO üzerinde çalışmaların hızlı bir şekilde arttığı gözlemledim. Bu konuda Google Akademik sayfası ve çeşitli teknoloji köşe yazılarında farklı verilere ulaşabilirsiniz.

FOMO’nun üstesinden gelebilmek için birey, aile ve toplum olarak yapılacaklar listesine bakalım isterseniz.

Listenin başında hala devam eden bir sosyal deney var. Amerika’da yapılan ve bir Amerikan başkanının da içinde bulunduğu hala süren bir çalışmada mutlu, huzurlu ve uzun yaşayan insanların ortak özelliğinin iyi bir sosyal çevreye sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan FOMO’dan kurtulma sürecinde arkadaşlarınızla siber bağ değil yüz yüze bağ kurmanız, birlikte aktivitelerde bulunmanız kolaylık sağlayacaktır. Yürüyüşe çıkmak (özellikle doğada yürümek.), hobiler edinmek (mesela fotoğraf çekmek olabilir) ve spor yapmak yine sayılabilecekler arasında yerini almaktadır. Bu esnada akıllı telefonlarınızı evinizde bırakın derim. Akıllı telefon uygulamalarıyla geçirdiğiniz zamanı peyderpey azaltmaya çalışın. Önüne geçemiyorsanız ki basından takip ettiğim kadarıyla artık psikolog ve psikiyatristlere böyle vakalar çok gelmeye başlamış, bir uzman desteği alabilirsiniz. Unutmayın ki , FOMO’dan muzdarip bireylerin, uzun vadede kendilerini daha çok kaygılı hissetmekte ve yalnızlığa vurdukları rapor edilmektedir. Bir dahaki yazıda görüşmek üzere iyilik ve sevgiyle.

SİTE İÇİ ARAMA

HAVA DURUMU