Deniz Mertkan Gezgin

Yükseköğretimde Uzaktan Eğitim Şart

  

Tarih: 16 Temmuz 2020 11:36

Bu yazı 33287 defa okundu

Merhaba Sevgili Okurlar,
Pandemi dönemi boyunca acı gerçeklerle karşılaştık. Bunlardan ilki kaçınılmaz insanın sonu olan ölüm. Dünya çapında birçok insan korona virüsü yüzünden hayatını kaybetti. Doğa bir nevi ona karşı yapılanları unutmadı. Umarım bir daha böyle üzücü olaylarla ve musibetlerle karşılaşmayız. Bu süreçte bir başka acı gerçek, eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve adapte olunamayan uzaktan eğitim yaklaşımı olarak karşımıza çıktı. Aslında teknoloji bu kadar ilerideyken özellikle yükseköğretimde çoğu dersin uzaktan eğitim yoluyla verilmesi gerekiyordu. Çünkü üzücü de olsa söylemek gerekirse; uzaktan eğitimin temeli mektupla haberleşmeye kadar dayanmaktadır. Hele hele günümüzde, internetin ve mobil teknolojilerin gelişmesi, bilgiyi kolay ulaşılabilir hale getirdi. Bu durumda zaten yükseköğretimde bazı teori derslerin uzaktan eğitim yoluyla verilmesi için geç bile kalınmıştır. Tabi yükseköğretim için bunu konuşuyorum. Çünkü yükseköğretimde öğrenim gören öğrenci minimum on sekiz yaşında ve Z kuşağına mensuptur. Bu öğrenciyi üniversitelerde sınıflara doldurup, internetten bulduğunuz ya da kitaplardan aldığımız saf, net bilgiyi veremezsiniz. Zaten öğrenci bunlara çok rahat erişebilmektedir. Üniversitelerin öğrencilerin yaratıcılığını ve eleştirisel düşünme beceresini arttırması gerekir. Bunun için üniversitelerin yapısal değişikliğe ihtiyacı var. Öncelikle 21. Yüzyıl becerilerine sahip öğrenci yetiştirmek için yeni dersler açılması gerekiyor. Uygulamanın olduğu ve yeni dünyaya uygun derslerin örgün olarak verilmesine karşı değilim. Fakat sunum programı ile öğrencinin karşısında onun erişebileceği, okuyarak öğrenebileceği bir içeriği olan ders için öğrenciyi okula getirmek doğrusu bana hiç akıllıca gelmiyor. Yükseköğretime kadar olan eğitim kademelerinde örgün eğitim önemli. Çünkü sadece bilişsel olarak gelişim değil, öğrencinin sosyalleşmeyi, disipline olmayı ve işbirlikçi uyumu da kazanması gerekiyor. Bu açıdan bu kademelerdeki işleyişe karışmak istemem. Tekrar gelelim yükseköğretime, çok şükür YÖK sonunda %40 oranında derslerin uzaktan eğitime geçebileceğini belgeledi. Bu sevindirici bir haber ve üniversiteler için fırsat. Tekrar etmem gerekirse teori içeriği az olan ve pratiğinde akademisyenin etkisi olmadan öğrenilmesi güç olan dersler örgün eğitime, akademisyene adeta F5 tuşuna basarak spikerlik yaptıran diğer dersler ise uzaktan eğitim ile verilmelidir. Türkiye’nin bu yapıya ihtiyacı var. Bir öğrencinin kendi kendine, bireysel öğrenmeyi istemesi önemlidir. Çünkü artık üniversiteler her ilde var ve mezuniyetinde pek anlamı kalmadı gibi. Bu, yirmi yıllık tecrübelerim ve çalışmalarımla elde ettiğim bir bilgi ve sonrasında tavsiyemdir. Bu süreçte uzaktan eğitimde yaşanan başka konu da; bazı üniversitelerin uzaktan eğitim için gerekli altyapıyı kuramadığı görülmüştür. Ben bazı üniversitelerin hali hazırdaki sitemlerine “uzaktan eğitim” yerine “uzaktan erişim” diyorum. Dosya ekle, dosya indir, dosya yükle vb. gibi işlemleri içeren sistemler ile uzaktan eğitim eksik kalmaktadır. Ayrıca akademisyenlerin çoğu bebek patlaması ve X kuşağı yani teknolojiye sonradan adapte olmaya çalışan dijital göçmenlerdir. Bu hocalarımız da uzaktan eğitim sistemi için hazırbulunuşluk içinde değillerdi. Böylece mutlak son, bazı üniversiteler sınıfta kaldı. Fakat bunu eleştirmek için yazmıyorum. Ekonomik sebepler, geniş görüşlülük eksikliği, altyapı eksikliği, yeni yapılanma süreçleri bunda etkili olmuştur. 2021 yılında yurtdışında birçok üniversite uzaktan eğitime devam edecekler ki zaten hali hazırda belli bir ders yüzdesini içeren bir müfredatları var. Bu sınıfta kalan yani “uzaktan erişim” sistemleri ile süreci kurtarmaya çalışan üniversitelerimiz, 2021 için eksiklerini gidermeli, kuracakları nitelikli çalışma kadroları ile sistemi en aktif ve verimli hale getirmelilerdir. Yazımın sonuna geldiğimde, yükseköğretimde uzaktan eğitim artık olmazsa olmaz bir yaklaşım olmuştur. Bu bilinmelidir. Yükseköğretime gelen öğrenci, kendi iç motivasyonunu kendi yaratmalıdır ki zaten öğrenci uygun yaşa ve tekâmüle gelmiş sayılır. Şu bilinmelidir ki ne kadar insan söz konusu da olsa üniversiteler, lise kıvamında olamaz. Çünkü bu Türkiye’nin sonunu getirir. Son olarak, güz döneminde okullar açıldığında eğitim ve öğretim anlamında bir şeylerin değiştiğini, uzaktan eğitim portallarının hedefe uygun ve verimli olarak sisteme entegre edildiğini görmek hem bizleri, hem velileri hem de öğrencileri mutlu edecektir. Sağlıkla ve iyilikle kalın efendim.

SİTE İÇİ ARAMA

HAVA DURUMU